16 Aralık 2008 Salı

eskilerden kalma bir not... "açılış" yerine ...


tabi, bazılarımız hukuk okudu, bazılarımız tıp falan.. diğer bazılarımız da ingiliz edebiyatı gibi bölümler okudular..

eski arkadaşlardan söz ediyorum; aynı/komşu liselerden mezun olduklarımızdan. herkes farklı bir şeyler oldu. eh, tabi biz de hukukçu, hele anayasa hukukçusu olunca, dost meclislerinde, ülkenin nereye üzerine -her daim- açılan sohbetlerde "bilirkişi" rolünü oynama sorumluluğu da bize düştü.. nasıl, bankacı olanların payına "abi, kriz geliyormuş, ne yapsak bizim dolarları?" gibisinden soruları cevaplamak görevi düşmekteyse -yine her daim-.

geçenlerde yine aynı soru geldi dayandı kapıma bir akşam; sanki ben oraya bu sorulardan uzaklaşmak için gitmemişim gibi! :

"nereye gidiyor abi bu ülke?"

"hangi ülke?" diye yanıtladım..

"e, türkiye işte.."

"hangi türkiye?" diye sordum bu sefer.. hangi türkiye?

zira bu "ülke"nin içinde, sanki hepsi tek bir coğraya içine hapsolmuş onlarca farklı "ülke" yaşıyor.. ve bu "ülkeler"in her biri, diğerlerinden habersiz, çoğu zaman tümüyle kör, umursamaz, bazense çaresiz, hep farklı yönlere doğru koşuyor. hatta hepsi koşmuyor da; bazıları ağır aksak, sürünerek ilerlemeye çalışıyor.. bazılarıysa dolu dizgin koşuyor; kendilerini yavaşlattığına inandıkları öteki "ülkeler"e nefret ve bir çeşit iğrenme hissiyle bakarak.. bazılarıysa koşmuyor, yürümüyor da; onlar sadece sürükleniyor. bilmeden, korkarak, bazen kızarak.. ama çoğu zaman -belki de yapabilecekleri başka bir şey olmadığından- varılacak durakların "en hayırlısı" olmasını umut ederek..

"acaba?" dedim kendi kendime; "acaba böylesine iç içe yaşayan; ama birbirlerine karşı kör, düşman, çoğu zaman da aşılmaz uzaklıklarca bölünmüş bu uzak 'ülkeler'dense; belki kötü bir yere doğru koşan, yürüyen, sürünen, ama nihayetinde iyi kötü belirlenebilen bir yöne doğru hareket eden tek bir 'ülke' olsaydı, gerçekten daha mı iyi olurdu?"

sonra, acaba bir anayasa hukukçusu böyle mi düşünmeli dedim kendi kendime.. yoksa.. yoksa acaba, derinlerde bir yerde, aklımın taa kuytu köşelerinde bir yerde bir güvensizlik teli mi tınlıyordu durmadan; çoğunluğun kararlarına göre yönetilen bir toplum tasarımına şüpheyle yaklaşmama neden olan? yukarıdan aşağıya modellenen, yönetilen bir toplum mu özlüyordum yoksa farkında olmadan?

sonra dedim ki herkese: "hadi, bu akşam buraya bunları konuşmak için gelmedik" .. ve sakladım onlardan, bir "bilirkişi"nin çelişkilerini..

"içelim" dedim sonra herkese; "yarın bambaşka bir gün olacak..."

"bambaşka olacak bir gün her şey..."

2 yorum:

  1. Hoşbuldum :)

    Ayrıca, yorumunuz, bu web günlüğüne bırakılan ilk yorum olmakla birlikte, ayrı bir teşekkürü hak ediyor!

    İçtenlikle...

    YanıtlaSil